yeri doldurulamayan şey

bir kere gittiği zaman geri gelmeyen ve hep bir acaba düşüncesi oluşturan güvendir.

kesinlikle ve kesinlikle zamandır.

geri gelmez, çabuk geçer ve acımasızdır.

(bkz: anne)

anne baba yokluğu.

huzurdur. para, eş, dost… kimse yerine geçemez.

aile. her şeyin eskisi/yenisi olur, onlar hariç.

hayattan zevk alınan, mutlu, huzur içinde yaşanmışlıklar. asla bir daha gelmeyecek gibidir.

sigarayı bırakmak, kırılan sürahi, ilk cüzdan, herkesin hayatında sadece bi kere sahip olduğu hafif ve ayağa tam oturan cix ayakkabı..

çayın yanındaki sigaradır.

kardeş.

sağlık,anne,baba.

küçükken ihtiyacımız olan aile sevgisidir. eğer o yaşlarda bu sevgiyi görmediyseniz onun yerini hiçbir şey dolduramaz. eksik büyürsünüz.

yokluğunu bile sevdiğin bir insanın kalbinde eski huzuru vermemesi ve ardından oluşan o büyük boşluk…

tek kelimeyle: “hiçliktir.”

hiçlik, yeri doldurulamayacak kadar büyüktür. o kadar büyüktür ki tüm varlık denen şeyleri (bildiğimiz ve henüz bilemediğimiz paralel tüm evrenlerdeki varlıksal olası durumlar da dahil olmak üzere) kapsar ve çevreler. yani; hiçlik, varlığı sarıp sarmalar, tıpkı bir yaprak dolmasının yaprağın pirinçlerini sarması gibi.

öyle ki benim teorime göre; “varlık hiçlikten doğmuştur.” evrensel gözlemsel olmazsa olmaz kurallar, kodlar gibi. bunlardan birisi de evrenin dualatik yapısıdır. düşüncem de bu evrensel dualatik durumdur. gerçi şimdi farkettim bizim bildiğimiz varlıksal durumda dualite vardır. yani dualite bizim evrende olabilir. diğer evrenlerde olmayabilir.

hal böyleyken, bilinçli varlıksal durum ya da insani bağlamda konu ele alındığında da; bu durum “yoksunluğa” denk düşmektedir. dolayısıyla yeri doldurulamayan şey, “en çok yoksun kaldığımız şeydir.”

hepinizin hissettiğini biliyorum o boşluğu

ilk aşk.

anne baba sevgisi. sizi kim severse sevsin aklınız hep orada kalır oradan beklersiniz

aile sevgisi

herkes yerinde güzeldir ve değer verilen hiç bir şeyin yeri doldurulamaz…

geri dönmeyecek insanlar.